Politika Seçkiler

Yükselişteki sağ popülizme dair notlar

Bugüne kadar “Popülizm, Sağ Popülizm” üzerine yapılan bazı değerlendirmeleri, bütünlükçü bir şekilde sunabilmek adına Tahayyül.Net okuyucuları için derledik…


Rıza Türmen – “Sağ Popülizm” (T24)

Halk dilinde popülizm, siyasetçilerin halkın  duygularını harekete geçirerek popüler olmak ve halk desteğini sağlamak için izledikleri strateji anlamında kullanılıyor. Bu yolu seçen  partilerin ve liderlerin bazı ortak özelliklere sahipler.

Bütün popülist hareketlerin evrensel değerlere sırt çeviren, dış dünyayı bir tehdit olarak gören, içe dönük bir milliyetçi yanı var. Hepsi mevcut elitlere, kurulu düzene karşı. Bütün popülist hareketler ihmal edilmiş, unutulmuş, dışlanmış, kitleler adına konuşuyorlar.

*
Günümüzde Batı’daki popülist hareketler, 1989’dan sonra kurulan liberal demokratik düzene karşı bir protesto. Bu protestonun altında, kitlelerin mevcut düzenden yaşam düzeylerini iyileştirecek bir pay alamamaları, eşitsizlikler, mevcut düzenin kendilerini dışladığı inancı yatıyor.

Türkiye’de AKP iktidarı döneminde popülizmin tüm özelliklerini görmek olanağı var. Hamasi bir milliyetçilik, dost-düşman eksenindeki siyaset, çoğulculuk yerine çoğunlukçuluk, toplumu kutuplaştırma, dış düşmanlar yaratma, aydınları değersizleştirme AKP iktidarının belirgin nitelikleri.


Sezin Öney – “Popülizm Merkezleşen Tutarsızlık” – (T24)

Popülizm üzerine çok konuşur hâle gelmemizin sebebi, Macaristan’dan Venezuela’ya, Hindistan’dan Türkiye’ye, hatta ABD’ye, popülist liderler veya hareketlerin iktidarda olması.

benim en çok tercih ettiğim tanım, Georgia Üniversitesi’nden Profesör Cas Mudde’unki: “Popülizm, toplumun iki homojen ve birbirine düşman gruba ayrıştığını öngören bir ideolojidir: “safkan halk” ve “yoz seçkinler/elitler” ve [bu ideoloji], politikanın halkın iradesinin (volonté générale) ifadesi olduğunu öngörür. Pratikte, popülist politikacılar, popülizmi diğer ideolojilerle birleştirerek kullanılırlar; örneğin sağda “yerlicilik” (nativism) ve solda sosyalizm gibi.” Mudde’un bahsettiği gibi, popülizmin başlıca özelliği, toplumu kutuplaştıran bir siyasî akım olması: bir yanda, saf ve temiz halk var, öte yanda da, “yozlaşmış, halktan uzak ve halkın kötülüğü için çalışan elitler…” “Popülist” hareketin iddiası da, halkı ve onun iradesini, sadece kendisinin temsil ettiği.

Popülist hareketler, demokrasinin yöntemlerini kullanarak iktidara geliyor ve “demokrasi”ye asıl kendilerinin sahip çıktıkları, “demokrat” oldukları iddiasındalar… Buna karşılık, ben popülist hareketlerin tümünün özlerinde, otoriterliğe eğilimli olduklarını düşünüyorum. Bunun başlıca sebebi de, ahlakçı yönelimleri. Toplumun nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiği konusunda keskin hatlarla bir çerçeve çiziyorlar ve bunu da tüm topluma dayatıyorlar.


Deniz Yıldırım – “Kriz, Sağ Popülizm ve Halkçılık” (ABC)

Popülizm sözcüğü gündelik siyaset dilinde kötülenen, eleştirilen bir karakterdedir. Oysa iki yanlıdır; bir yanı giderek faşizme kayma eğilimini de içinde barındıran ve halkın ekonomik öfkesini kimliklere nefrete kaydıran otoriter sağ popülizm ve bunun karşısında gerçek bir demokrasi talebi etrafında ezilenlerin ekonomik taleplerini politikleştiren sol popülizm. Halkçılık dediğimiz ve her yazıda altını ısrarla çizdiğimiz program ve strateji ikincisidir.

Sağ popülist bir enternasyonel eğilim Batılı merkezleri giderek etkisi altına alıyor. Etkiyi sadece ABD’de Trump’ın ya da Fransa’da Le Pen’in yükselişiyle de açıklayamayız. Merkez sağ olarak bilinen siyasetler de aşırı sağa yitirmeye başladıkları seçmen tabanını geri kazanabilmek için radikal sağ söylem ve stratejileri bünyelerine uyarlıyor.

*
AKP bu sağ popülist stratejinin yükselişinin en erken örneklerinden biri. Genel olarak Siyasal İslamcı popülizmin 1990’lı yıllarda mahallelerde, gecekondu ve işçi bölgelerinde yükselişi, Türkiye solunun halkçı-popülist damarından giderek kopmasından da bağımsız değil.

Aşırı sağ popülist AKP ülkenin sorunlarını çözmek bir yana, yukarıda sözünü ettiğimiz üçlü krizi daha da derinleştirdi. Merkez siyasetler krizde, demokrasi krizde ve neoliberal kriz hiç olmadığı kadar kuvvetli bir fırtınayla dalgaları yükseltiyor.


Cenk Sidar – “Yeni Dünya Yalanı: Hakikate Dönüş İçin Yeni Arayış” (Yeni Arayış)

Bu eğilim tepkisel. Batı demokrasilerinde seçmen popülist aktörler çok iyi olduğu için değil, müesses nizam partiler güven vermediği için popülist partiler henüz denenmediği için oy veriyor.

*
Otoriter ve popülist liderler her zaman özgür ve bağımsız medyayı düşman görüyor, siyasi ve düşünce farklılıklarını ötekileştirme ve kriminalize etme eğiliminde oluyorlar.

Batı tipi liberal demokrasi kusursuz değil. Fakat popülist ve otoriter siyasetin sorunları çözme irade ve kabiliyeti yok. Daha iyi ve adil bir sistem yaratabilmesi mümkün değil. Popülist ve otoriter partilerin küresel iktidarı sürecinde yapısal ve kalıcı problemler çözülmeyecek, bizzat oylarıyla iktidara geldiği alt ve orta sınıfların hayatı uzun vadede daha da zorlaşacak.

Popülist siyaset uzun dönemde kaybetmeye mahkum. Hakikat ve temel değerler çerçevesi olmadan günümüz siyasi ve ekonomik sorunlarına çözüm üretmek mümkün değil.


Aydın Cıngı – Söyleşi (Tahayyül.Net)

Somut olarak yapılan, toplumların kayıplı/mağdur veya kaybetme korkusu içindeki kesimlerini, içinde bulundukları durumun sorumlusu olarak gösterdikleri eski/mevcut sisteme, uluslararası düzene, siyasal elitlere ve seçkinlere karşı kışkırtmak. Mağdurlar adına konuştukları; onların çıkarlarını, ulusal ve uluslararası vesayet sahiplerine karşı korudukları iddiasındalar. Bu çerçevede toplumların yatkın oldukları dinsel/mezhepçi duygular ve milliyetçi eğilimler besleniyor; dolayısıyla, popülizm pratiğinde kimlik politikası baş rolde.

Bir popülist rejime/lidere de şu unsurlar gereklidir: inanmaya hazır “sorunlu” yığınlar, onlara gösterilecek düşman(lar), öfkeyi nefrete ve kutuplaşmaya dönüştürecek kışkırtıcı yalan(lar).

Avrupa uç sağındaki popülistlerin odaklandıkları argümanlar ucuz işgücü sunan mülteciler, uyumsuz ve bir kesimi teröre sapan Müslümanlar ve onlara karşı insan hakları “bahanesiyle” gevşek davranan siyasal elitler.


Ali Rıza Güngen- “Sağ popülizm ekonomide ne vaat ediyor?” (BirGün)

Sağ popülizmin, neoliberalizmin tahribatından faydalanarak bir seçmen bloku oluşturduğunu ancak dramatik değişiklikler ihtimalini güçlendirmekle birlikte zayıflıklarının bulunduğunu ileri sürüyorum.

Uluslararası finansal kriz hem sol hem de sağ popülizmi beslerken, alternatif ve bütünlüklü program eksikliği ve neoliberal teknokrasi ile başa çıkma yetersizliği sol popülizmi ve yeni solu yıprattı. Faturayı yabancılara, azınlıklara, göçmenlere kesen sağ popülistler ise rüzgarı arkalarında buldular.

Sağ popülizmin zayıflığını ve bu değişimin açığa çıkardığı olanakları da vurgulamak gerekli. Eğer bir tarihsel dönemecin geçilmekte olduğunu savunacaksak, muktedirler ve müesses nizam karşıtı giderek güç kazanan söylemin tekabül ettiği öfkenin içeriğini de incelemekte fayda var. Mevcut tepki kapitalizm karşıtlığı anlamına gelmiyor, lakin seçkinlerin gücüne, finansal krizlere ve neoliberal tahribata işaret eden bir hiddet barındırıyor.


İbrahim Utku Nar (Tahayyül.Net)

Türkiye, AB’nin tedarikçisi konumunda bir ülke. İhracatın yaklaşık yüzde 45’i, AB ülkelerine yapılıyor. AB pazarından ekmek yiyen birçok insan var. AKP sivri çıkışları ile, milliyetçi-muhafazakar kesimleri konsolide edebilir, ancak kendisine oy veren orta direk vatandaş açısından bu durum risk yaratmaktadır. Osmanlı edebiyatı, Haçlılara karşı ümmetçilik, milliyetçi çıkışlar, siyasal İslamcıların ajandasında yer alan, onları motive eden unsurlar olabilir ama orta direk vatandaş cebine girecek paraya bakar. Misal; Hollanda ve diğer AB ülkelerine, işlenmiş kozmetik ham maddesi ihraç eden Isparta menşeili bir KOBİ veya AB ülkelerinden damızlık hayvan ithal eden bir işletme, olası yaptırımlar karşısında ütopik Osmanlıcılık sevdasına mı sarılacak? Çoğunluğu AKP’ye oy veren bu kesimler, tırmanan gerilimin yaratacağı riskler karşısında, duygusal mı davranacak yoksa ekonomik rasyonalite doğrultusunda mı hareket edecek? Ayrıca; AB ülkelerinde yaşayan milyonlarca vatandaşımızın durumunu da dikkate almak lazım. Yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı üzerinden yükselen aşırı sağ, merkezde yer alan diğer partilerin de söylemlerini etkiliyor. Yükselen aşırı sağ trendine göre, diğer partiler de, İslamofobiye ve yabancı düşmanlığına dayalı milliyetçi söyleme sarılıyor. Bu noktada AKP iktidarının tavrı, aşırı sağın ekmeğine yağ sürüyor. AB ülkelerinde yaşayan, birçoğu kayıt dışı çalışan, ucuz işgücü oldukları için şimdiye kadar pek ses çıkartılmayan milyonlarca Türk’ün durumunu zora sokacak politikaların, kısa vadede olmasa da, orta ve uzun vadede bir karşılığı olacaktır.

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla