Özel Haber Politika

TKP, parti kuruluş sürecini ve Hayır kampanyasını Tahayyül.Net’e anlattı

22 Ocak’ta binlerce üyesi ve dostuyla bir kongre toplayan TKP, kongre sonrası yeni Merkez Komitesini (MK) açıklayarak kuruluşunu kamuoyuna deklere etti. Kongre ile birlikte TKP, 2014 yılında partide oluşan siyasal ayrışma nedeniyle 2 yıl ara verdiği siyasi hayatına tekrar başlamış oldu.

Son dönemde ülke siyasetinin “Başkanlık Referandumuna” kilitlenmesi ve birçok sol örgütün bu referandumda ‘HAYIR’ diyeceğini açıklaması üzerine hem partinin yeniden kuruluşu hem de referandumdaki tavrını TKP MK üyesi Özkan Öztaş ile görüştük.

Türkiye Komünist Partisi’nin binlerce üyesinin ortaya koyduğu iradeyle yoluna devam ettiğini söyleyen MK üyesi Özkan Öztaş, yedi TKP üyesi tarafından 27 Aralık’ta yapılan çağrı ve 2014 yılında TKP’nin devamlılığı için sorumlu tutulmuş Heyet’in açıklamasıyla tüm Türkiye’den bu çağrıya yanıt veren binlerce TKP üyesinin İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde buluştuğunu belirtti.

Özkan Öztaş, 2 yıl önce partide yaşanan siyasal ayrışmanın sonucu olarak kurumsal varlığı askıya alınan TKP’nin, binlerce üye ve dostunun bir araya gelmesinin akabinde 22 Ocak 2017 tarihinde siyaset sahnesine, ‘işçisi sınıfının sesi olmaya’ tekrar geri döndüğünü ifade etti.

22 Ocak 2017 TKP Buluşması

TKP’nin, ‘Türkiye, Türkiye Komünist Partisi’ni çağırıyor’ sloganı ile yola çıktığını ifade eden Öztaş, “Erdoğan’ın ülkeye dayattığı başkanlık hayalleri, emekçilere dönük saldırılar, yasaklanan grevler, yaşanan ekonomik kriz, her gün yoksullaşan ve gericileştirilen ülke insanı, TKP’nin yeniden siyasete dönmesini zorunlu kılan başlıklar arasında sayılabilir” dedi.

Türkiye Komünist Partisi’nin kurumsal varlığının devamlılığını sağlayan TKP Heyetinin ve yeniden siyasete dönmesi için irade gösteren binlerce TKP üyesinin ve dostlarının bu süreçte bir araya gelerek bu ihtiyaca cevap vermiş olduğunun altını çizen Öztaş, Türkiye Komünist Partisi olarak başkanlık süreci için ise “HAYIR” diyeceklerini ifade etti.

TKP’nin “YETMESE DE HAYIR!” diyerek sürece 2010’da olduğu gibi “Anayasa Reformu” olarak sunulan saldırıyı göğüsleyeceğini, ülkeyi keyfiliğin, orman kanunlarının, polis baskısının insafına terk etmek isteyenleri durdurmak zorunda olduğunu dile getiren Özkan Öztaş, ”Bunu biz yapmalıyız; bu ülkenin işçileri, emekten yana aydınları, devrimci gençleri, emekçi kadınları yapmalı” dedi.

“Başkanlık etiketiyle gerçekleştirilecek dönüşümün halk onayından geçmesi şimdilik büyük güçlerin destek verip vermemesine bağlı” diyen Öztaş, ABD’nin 2002 yılında yaptığını yine yapıp “yürü ya kulum” demesi durumunda başkanlığı kabul ettirmenin, olası bir referandumdan kazançla çıkmanın onlar için mümkün hale geleceğini ifade etti.

“Bu denklemi değiştirmek için bizim ağırlığımızı artırmamız, önce bizim “Hayır!” dememiz gerekiyor” diyen MK üyesi, kazanırlarsa olacak olanın ülkeyi tek bir kişinin yönetmesi, her şeye bir diktatörün karar vermesi falan olmayacağını. Kazanırlarsa garanti verdikleri, gebe kaldıkları büyük güçlerin bütün emirlerini yerine getireceklerinin altını çizdi.

Halkın gösterdiği dirençle değil de, büyük güçlerle anlaşamamaları sonucunda kaybetmeleri halinde gelenin gideni aratacağını söyleyen Öztaş,” Bizlerin, ezilenlerin öfkesiyle değil de onları iktidara taşıyanların yüzüstü bırakmasıyla devrilirlerse düzen yine emperyalistlerin, zenginlerin ve gericilerin istediği gibi kurulacak. Bu yüzden HAYIR!” dedi.

Başkanlık demenin, büyük suçları tek bir hesap vermeden işlemenin serbest kalması demek olduğunu, emekçilerin, yoksul halkın “Kuvvetler ayrılığından bize ne! Kuvvetlerden ne hayır gördük ki ayrılığından bir faydamız olsun” diye düşünecek noktaya geldiğini söyleyen Merkez Komite üyesi, halkın meclise, mahkemelere, orduya ya da polise itibar etmediğini belirtti.

Halkın, kuvvetlerin yönetiminin tek elde toplanmasıyla ayrı durması arasında bir fark olmadığını düşündüğünü söyleyen Öztaş, “Oysa tüm bir devlet yapısını bu şekilde çürüten, bir çetenin çevresinde oluşmuş gerici merkez. Fiili olarak zaten yürürlükte olan diktatör otoritesi, sistemli hale getirilirse en çok emekçileri vuran keyfilik düzeni pekişecek. Bu yüzden “Hayır!” diyoruz” dedi.

TKP Merkez Komite üyesi Özkan Öztaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Düzenin sarsılması lazım! “Aman kaos olur, kriz olur” diyerek iktidarın gücünü her durumda korumasına hizmet edenler, çürümenin ve çöküşün derinleşmesini sağladı.

Ülkenin ani bir yönetim değişikliğiyle sarsılacağı, bir hükümet krizinin ülkeyi kaosa sürükleyeceği, insanların böylece işlerini kaybedecekleri, ekonominin batacağı vs. bir yalan.

İstikrar şantajıyla her türlü kumarı oynadıkları, geleceği belirsiz, kaotik bir ülke yarattılar.

Bir dursunlar bakalım. Bu düzeni iyice bir silkeleyelim.

Bunun için “Hayır!”

Ve elbette yetmez!

Sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun bu şeriatçı çete düzeninin karşısına örgütlü ve etkili bir güçle çıkmamız lazım.

“Yeter!” diyerek örgütleyeceğimiz emekçilerin, alın terinin ve aklın büyük cephesi olacak. Düzenin sandık oyunları, sömürücü sınıfların rekabet ve pazarlıkları, emperyalizmin tezgâhları ve işbirlikçilerin teslimiyetçiliği… Bunlar bildiğimiz şeyler. Varlar, var olmaya devam edecekler. Biz bu düzeni yıkana kadar.

Şimdi bu ülkeye yeni bir gücü tanıtmanın, bunun için örgütlenmenin zamanı: Yeni bir düzen için mücadele edenlerin örgütlü gücünü…

En çok da bunun için “Hayır!” diyoruz.

Memleketin boyun eğmeyen emekçilerini Türkiye Komünist Partisi’nde örgütlenmeye tüm alanlarda “Hayır” demeye çağırıyoruz.”

Yazar Hakkında

1 Yorum

Yorum Yazmak İçin Tıkla

  • Bu siyasi oluşumun kullandığı bir slogan vardı. “Halka yalan söylemek suçtur” diye.
    Aynen katılıyorum.

    Dünün TİP içindeki bir hizbinin TKP’yim demesi suçtur.
    Bölünmüş partinin kanatlarından birinin diğerlerine evrak oyunları ile kazık atması suçtur.
    Hele hele bunu referandumun az öncesinde yapıp kavga çıksa bu dönemde neyin kavgası sorusunun geleceğini bile bile yapmak.
    Daha söyleyecek çok şey var ama gerek varmı şüpheli.