Kadın Politika

Sosyolog Sevinç Doğan: Başkanlık gelmezse başörtüsü meselesi tekrar açılabilir söylemleriyle korku yayıyorlar

“Mahalledeki AKP” kitabının yazarı, Sosyolog Sevinç Doğan, AKP’nin Ben iktidardan düşersem, başkanlık sistemi gelmezse başörtüsü meselesi tekrar açılabilir, siz var olduğunuz konumları kaybedebilirsiniz, darbe diye bir şey olduğuna göre siz yine ilticadan içeri alınabilirsiniz söylemleriyle korku iklimi yaydığını söyleyerek  “İnsanların ya da toplumun yaşadığı travmalara oynuyorlar. AKP’nin kadınlara yönelik en çok vurguladığı şey başörtüsü, ‘siz benim iktidarımda başörtüsüyle kamusal alana dahil oldunuz, devlet dairelerine girebildiniz’ diyor. Sanki bir boyun borcu varmış gibi bunu sürekli ifade ediyorlar” vurgusunu yapıyor.

Sevinç Doğan, referanduma yönelik çalışmalarda, “AKP iktidardan düştüğünde kimse aşağılanmayacak, kimse kamusal alandan itilmeyecek” bu iyi anlatılmalı önerisinde bulunuyor.

Sosyolog Sevinç Doğan’ın değerlendirmeleri şöyle:

AKP, bir yandan kadınları eve hapseden politikalar izleyip kadınların aile içindeki rollerini pekiştirirken, bir yandan da o kadını mobilize ederek kendi iktidarını yenilemek için evden çıkarıyor. Bir taraftan kadınların itiraz edeceği yasalar çıkarken, diğer taraftan küçük de olsa yaşamını kolaylaştıracak şeyler yapıyor; engellilere yardımı artırıyor, yaşlı bakımına para veriyor mesela” diyor.

Kadınlar referandum sürecinde çok görünür durumda. Aynı zamanda kadınlar, ülkede olup bitenden de müthiş rahatsız ve yaşananlardan yakıcı biçimde etkileniyorlar. Bir taraftan seküler alanlar gittikçe artan boyutta tahrip ediliyor, söylem düzeyinde teolojik meseleler çok ön plana çıkarılıyor, ama her şeyden önce şiddet dilinin çok yükseldiği bir eril siyasal alan var. Silahlar konuşuyor, bombalar patlıyor, erkekler konuşuyor ve kadınlar kendilerini rahatsız hissediyor bence. O yüzden de ‘Ne zaman bitecek bu savaş, terör bitecek mi’ diye soruyorlar. Çünkü bütün bu yaşananlardan kadınlar daha çok korkuyor, savaş ve her türlü şiddet kadınların hayatını daha çok zorlaştıran etkilere sahip.

‘Elbette kadınlar tüm bu yaşananların farkında’

Bu bahsettiklerimizin hepsi, araştırma şirketlerinin açıkladığı kadınların kararsız olduğu yönündeki verileri doğrulayabilir. Savaş dilinin yükselmesi, operasyonların devam etmesi, ekonomik alandaki istikrarsızlık… İnsanlar, en büyük sorun ne diye sorunca, geçim sıkıntısı diyorlar, önceden tek maaşla geçinebiliyorduk şimdi geçinemiyoruz, diyorlar. Geçim sıkıntısı bir ailede ilk önce kadını vuruyor ve elbette kadınlar tüm bu yaşananların farkında.”

Ben iktidardan düşersem, başkanlık sistemi gelmezse başörtüsü meselesi tekrar açılabilir, siz var olduğunuz konumları kaybedebilirsiniz, darbe diye bir şey olduğuna göre siz yine ilticadan içeri alınabilirsiniz söylemleriyle korku iklimi yayıyorlar. İnsanların ya da toplumun yaşadığı travmalara oynuyorlar. AKP’nin kadınlara yönelik en çok vurguladığı şey başörtüsü, ‘siz benim iktidarımda başörtüsüyle kamusal alana dahil oldunuz, devlet dairelerine girebildiniz’ diyor. Sanki bir boyun borcu varmış gibi bunu sürekli ifade ediyorlar.”

‘Bu bir güç mücadelesi duygusunu hakim kılma konusunda başarılı olundu’

AKP 1 Kasım’a giderken şunu iyi başardı; ‘Biz kendi ayağımıza mı sıktık acaba, elimizdekini mi kaybediyoruz, AKP düşerse biz bütün bu kazanımlarımızdan olacağız’ duygusuna ikna etti. ‘Bu bir güç mücadelesi; birisi ölümüne tasfiye edilecek, birisi ölümüne kazanacak’ duygusunu hakim kılma konusunda başarılı oldu. AKP iktidardan düştüğünde yargılanabilir, elinden belediyeler alınabilir, bütün kamu personeli değişebilir. Türkiye’de şu anda siyaset böyle işliyor. Belki insanlar AKP’yi eleştiriyorlar, belki içinde sevmedikleri bir sürü insan var, şu anda yapılan politikaların hiçbirini bilmiyorlar belki ama şunu biliyorlar AKP iktidardan düşerse bu saatten sonra ürettikleri şey nefret, kin ve müthiş bir düşmanlık ve tasfiye süreci. Cemaat meselesinde yapılan haksızlıklar, Kürt meselesinde yaşananlar, o kadar çok düşmanlık tohumu ekildi, o kadar çok kutuplaştırma yaratıldı ki artık kendileri bunun altında kalmaktan korkuyorlar.”

Sevinç Doğan, referanduma yönelik çalışmalarda, kullanılan dilin ve söylemlerin önemine dikkat çekiyor: “Bugün yaşanan sorun başörtüsü sorunu değil, toplumda bir güven mekanizması oluşması lazım. AKP iktidardan düştüğünde kimse aşağılanmayacak, kimse kamusal alandan itilmeyecek, bu iyi anlatılmalı. Ama burada muhalefetin bıraktığı boşluklar çok fazla ve AKP bunu da iyi değerlendiriyor. Kadınlarla siyasal kimlikleri aşan, kadın dayanışmasını, kadın birlikteliğini kuracak tarzda bir araya gelmek, bunu göstermek oldukça önemli.”

AKP, Türkiye siyasetinin yaralarını, delik deşikliklerini kapadı ve bir boşluğu doldurdu

“Kadınlar aslında siyasetin yerel aracıları diyebiliriz. Kadınlar, birim, mahallede, ilçe, il örgütlenmelerinde görev alıyor, toplantılara, eğitimlere, sosyal/siyasal ağlara dahil oluyor. Orada bir ilişki kurup siyasal kimlik ediniyor. Kendine bir yaşam biçimi kuruyor ve sosyalleşiyor. AKP, tam da görülmeyen, siyaseten gücünün farkına varılmayan, eğitim sermayesi düşük, dezavantajlı, ayrıcalıklı olmayan, evden, mahallesinden çıkmayan, sınırlarını aşma imkanı öyle ya da böyle bulamayan kadınlara özellikle de ev kadınlarına hitap etmede ve onları mobilize etmede başarılı oldu. AKP kimsenin yapamadığı sihirli şeyler yapmadı aslında. Türkiye siyasetinin yaralarını, delik deşikliklerini kapadı ve bir boşluğu doldurdu. Ama bunu yaparken de kadını eve ve aileye bağlayan bir siyaset izledi.”

‘Kadınların gözündeki Erdoğan güçlü bir lider figürü, güçlü bir erkek figürü ve bir fantezi ürünü’

“Bir erkek figürü olarak Erdoğan çok önemli. O yüzden Erdoğan üzerinden yapılan tartışmalar karşılıksız kalıyor. Kadınların gözündeki, erkeklerin gözündeki ve gerçekteki Erdoğan figürü şüphesiz bambaşka. Kadınların gözündeki Erdoğan güçlü bir lider figürü, güçlü bir erkek figürü ve bir fantezi ürünü. Hiçbir erkek için rahatça konuşamayan kadınlar için Erdoğan, duygularını ifade etmekte sorun yaşamadıkları bir figür. Ayrıca kadınlar, parti içerisinde Erdoğan sayesinde güçlendiklerini düşünüyorlar.”

Başörtüsü özgürlüğü Tayyip Erdoğan’ın sayesinde elde edilmiş gibi anlatılıyor. Bu konuda kadınların daha öncesinden bu yana verdikleri mücadele görünmüyor. Sanki kadın örgütlenmesinin sıfırdan yapıldığı algısı yaratılıyor. Kadınlar Erdoğan’ın temsiliyetini ve siyasetini yeniden üreten bir güç. Kadınlar istikrarı, statükoyu ve iktidarın kendisini yeniden üreten bir güce ve enerjiye sahip. Tıpkı ev gibi, aile gibi…”

AKP’de kesinlikle bir şirket işleyişi, neoliberal bir yapı var

Sevinç Doğan, kimi çevrelerce sıkça ifade edilen “Yardım aldıkları için AKP’ye oy veriyorlar, çıkar ilişkisi var” söylemlerini ise şöyle değerlendiriyor: “Yardımlar ANAP döneminde de vardı, DSP döneminde de vardı, CHP de yaptı. Yardımların, çıkar ilişkilerinin etkili olduğu doğru. Ama durumu tek başına açıklayamaz. Şunu görmek gerekiyor; AKP’de kesinlikle bir şirket işleyişi, neoliberal bir yapı var ve bununla bağlantılı bir sınıf atlama şansı yaratıyor. Ama kadınlar için AKP’ye dahil olmak demek öncelikle mekansal sınırları aşmak ve sosyal ilişkiler ağına dahil olmak demek. Milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla sohbet etmek demek. Bu, kadının bir siyasal kimlik edinmesi demek. Parasal anlamda bir kazanım olmasa bile bu bir statü edinmek demek. Çengelköy’de yakın zamanda yaptığım bir görüşmede kadınlar ‘Ben eskiden kocam bir şey söylediğinde tartışmazdım partiye gittikten sonra kocamla tartışmaya, fikrimi söylemeye başladım onun da bana bakışının değiştiğini fark ediyorum’ diyor. Yani kadın güçlendiğini söylüyor. Bu durum ‘Din üzerinden etkiliyorlar, kömür dağıtıyor’ diye indirgenerek anlaşılacak bir durum değil. AKP’den en çok duyduğumuz şey devletin artık topluma mesafeli olmadığı. Bir kesim şimdi devletin kendisi tarafından oluşturulduğunu hissediyor.”


Kaynak: Evrensel (tamamı)

 

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla