Fikir Yazısı Toplumsal Bellek

Sosyal Medya nasıl yönetilmemeli: Datça Belediyesi örneği

Malumunuz sosyal medyayı sıkı takip edenler bilir. Bazı belediyelerin “Twitter” hesapları sadece mevcut belediye ve sınırlarında olan olaylarla ile ilgili değil, genel olarak ülke ve dünya gündemiyle ilgili de sempatik ve espirili bir dil kullanıyor. Bu dil, sosyal medya yönetiminde bu hep olumlu bir anlam taşır. Lakin bu örneğimizde sorun bu dilin ölçüsünün kaçması.



Datça Belediyesi’nin @datcabelediyesi adlı hesabı bu konuda sabıkalı bir hesap. Geçen sene bugün yukarıda gördüğünüz görseli paylaşıp 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu’na gönderme yapmıştı. Fakat haklı olarak toplumun birçok kesiminden şiddetli tepkiler almış ve bu mesajı silmek zorunda kalmışlardı.

Bu tepkilerden hiç bir şey anlamadıklarını bu sene aynı görseli bir daha paylaşarak gösterdiler. Görselde ısrarlarını 9 Eylül’den bir gün önceki akşam paylaşarak, Twitter’ın Türkiye’de en yoğun kullanıldığı saatlerden birini kullanarak gösterdiler sağolsunlar. Belediyecilik, kamu hizmeti, ciddi ve titizlik mühim değil; varsa yoksa etkileşim ve polemik yaratma, gündem olma çabasıdır bu.



Bu sene ilginç olan ise, yine tepkiler geleceğini bildiklerinden belli, “Bizi faşistlikle suçlamak gibi nedenlerle gün boyu engellemeler yaşanabilir, kaza kurşununa gidenler uyarsın lütfen.” diye bir tweet’le önünü almaya çalışmaları. Yarı tehditle yarı raconla çıkacak tartışmaları daha da körüklemek istedikleri belli.



Yunanistan Kralının emperyalist tutkusu yüzünden işgalci askerler değil, oradaki sivil halk acı yaşadı ve sürüldü. Buna bile saygı yok. Üzücü olan bu. İsyan çıkaran, hatta işgali reddedip idam edilen askerler değil, bu süreçte hiç sorumluluğu olmayan halk zarar gördü. “O denize dökülen” askerden çok oranın yerli halkıydı. Bu dönem böyle sululukla resmedilmemeli. Gerçekten çok ayıp. Unutmayalım ki Yunanistan’ın işgali bölge insanında korkunç trajediler yaşattı ve bundan en çok zararı görenlerden biri de bölgenin yerlileri, yani Rumları. “Zaferi kutlayın, ama insanların acı hatıralarına da saygı duyun. Sululuk yapmayın bari bu konuda” dedim. “Böylesine trajik, toplumsal ve tarihsel meselelerde bu tip paylaşımlar yapılmamalı” diye anlattım.

Bu konuda duyarlı olmaları için, son paragrafı @datcabelediyesi hesabına tane tane yazdım.

Sonuç: Engelendim. 🙂



Datça, çok severek defalarca ziyaret ettiğim, “nefes aldığım”, özellikle çocukluğumda ben de unutulmaz anılar bırakan ve hep Can Yücel şiirlerini tekrar takrar hatırlatan güzide bir beldemiz. Bir tarihsel meselede anlaşamamız üzerine Belediye tarafından “engellenmek” de bir hayli ilginç.

Bu hesabı kim yönetiyorsa, hoyrat ve lümpen üslûbu yüzünden başı çok ağrıyacak. Belediye’nin sakinlerine ve ziyaretçilerine hizmet vermesi gereken bir hesap, yukarıdaki bence önemli olan uyarıları yaptığım için beni ve birçok kişiyi engellemekle tehdit ediyor ve engelliyor. Hâlbuki kullandığım en sert üslûp, “insanların anılarına ve acılarına saygısızlık edilmemesi ve böylesine karmaşık ve trajik olaylarda sululuk yapılmaması” idi.

En güzel cevabı @noisdeep adlı hesap vermiş aslında. Barış, kardeşlik mesajları yerine “nasıl döktük panpaaa” sığlığının ne demek olduğunu çok güzel anlatmış: