Sanat Toplumsal Bellek

Ruhi Su; hayatımızı besleyen can damarımız!

Bir türkü düşünün, içinde isyan olmasın… Bir türkü düşünün içinde umut olmasın… Olmaz. Türkülerin karakterine bu uymaz. Türkülerimiz direnişin simgesidir, türkülerimiz umudun zirvesidir. Anadolu insanı her durumda ve her koşulda mücadelesine katmıştır ezgilerini… Bu türkülerin bir de ozanları vardır, inatla, inançla dünya görüşünden ödün vermeden sürdürülen mücadele yılları anlatan ve inatla, inançla halkını mücadeleye çağıran. Ruhi Su işte bunlardan biriydi…

Toroslardan akan bir damla su, ırmak olup çağlar…

1912 yılında 1. Dünya Savaşı’nın ortasında öksüz ve yetim kalmıştır Van’da. Yoksul bir yaşamın içinde büyümüştür Adana’da bir ailenin yanında… Adana’da Öksüzler Okulu’nda okuyan Ruhi Su, dönemin burjuvazisi tarafından “bütün öksüz çocukların zorunlu olarak askeri liselere gideceği” bildirisi yayınlanınca, İstanbul Halıcıoğlu Askeri Lisesi’nde okumaya başlamıştır. Askeri okulda okumak istemeyen Su, zorla çürük raporu alarak okulu bırakmış ve eski okuluna geri dönmüştür. Bu süreçteki müzik tutkusu, onun Müzik Öğretmen Okulu’nu kazanmasını sağlar. 1935′te Ankara Riyaseti Cumhur Orkestrası’na (Cumhurbaşkanlığı Orkestrası) seçilerek, çalışmaya başlar. Hasanoğlu Köy Enstitüsü’nde dersler veren Ruhi Su devlet operasında da dünyaca ünlü birçok opera oyununda sahne alır.

Ankara Radyosu’nda “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” adıyla program yapmaktadır. Torosların acısı, güzellikleri kısacası yaşamının geçtiği toprakların sesini duyurur kitlelere. Alevi türkülerinin de isyanı sazındadır. Çok uzun sürmez, komünizm propagandası yapıyor diye susturulur Ruhi Su. Yaptığı programlarından birinde, Serdari’den bir türküyle seslenir dinleyicilerine:

Serdari halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet dağılır elimiz bizim.

Ruhi Su işini yaparken sosyalist dünya anlayışı gereği kendine halkı bilinçlendirme görevi verir. TKP‘ye (Türkiye Komünist Partisi) katılır ve Türkiye işçi sınıfının örgütlü mücadelesine de sesini katar.

Bu süreçte Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde ileride hem eşi hem de yoldaşı olacak Sıdıka Su ile tanışır. O dönemde yasaklar ve baskılar nedeniyle TKP’li olduklarını birbirinden saklamışlardır. Sıdıka Su ve Ruhi Su birlikteliklerinden uzun bir süre sonra parti binasında karşılaştıklarında birbirlerinden gizledikleri partili kimliklerini öğrenmişlerdir.

26 Ekim 1951′de tarihe “1951 TKP Tevkifatı” olarak geçecek tutuklamalar başlar. Dönemin Menderes hükümeti yüzlerce komünisti hapishaneye gönderir ve anadoludaki komünist mücadeleyi baltalamaya çalışır. 1952 yılının Kasım ayında tutuklanma sırası Ruhi Su ve Sıdıka Su gelmiştir. Hapishane’de kollarında kelepçelerle evlenirler Sıdıka Su’yla…

Ruhi Su, 1951 yılında başlayan TKP tevkifatı nedeniyle tam 5 yıl cezaevinde, hücrede tutulmuştur. Ruhi Su, Sansaryan Han’da 5 yıl boyunca işkenceye maruz kalmıştır. Tüm yaşadıklarına rağmen Ruhi Su boyun eğmemiş işçi sınıfının ve ezilen Anadolu halklarının sesi olmaya, üretmeye, söylemeye devam etmiştir. Sarsaryan Han’dan onu hapsedenlere meydan okumuştur:

“Mahsus mahal derler kaldım zindanda
Kalırım kalırım dostlar yandadır…”

“Dirliğim düzenim dermanım canım
Solum sol tarafım imanım dinim…”

Sonra Adana Cezaevine nakledilir. Gülek boğazından geçerken tertemiz bir dolunayda yazar Hasan Dağı’nı:

“Hasan Dağı Hasan Dağı, eğil eğil de bir bak,
Hasan Dağı Hasan Dağı bunu yapan insan olmaz
Hasan Dağı Hasan Dağı suçumuz insan olmak”

Yılmayan ve tutkusu olduğu türküleri yakan, yeniden türkülerini yorumlayan ve geniş bir Anadolu arşivi oluşturan Su, 1975’de Dostlar Korosu’nu kurur. Anadolu’nun birikimini, türkülerini, semahlarını çok sesli bir şekilde seslendiren Dostlar Korosu Pir Sultan Abdal’dan Dadaloğlu’na, Karacaoğlan’dan Yunus Emre’ye halk türkülerini yeniden seslendirmiştir. Bu süreçte Ruhi Su, aynı partiden yoldaşı Nazım Hikmet’in şiirlerini bestelemektedir.

Dönemin sanat anlayışı içerisinde ‘toplum bir savaşımın içerisindeyse, müzik o savaşıma da katkıda bulunmalıdır‘ görüşü hakimdi. Ruhi Subu savaşta taraf olmuş bir ozandı. Direnci ve türkülerindeki direniş ruhu ile Anadolu’nun sesi olmuştur.. 1977’de 1 Mayıs’a yapılanlara karşı “Sorarlar elbet sorarlar” demiştir. Mustafa Suphi’leri unutmamıştır:

“Hayali gönlümde yadigar kalan,
Bir yanım deryada çalkanır şimdi.
On beş mürşid ile boğulup ölen
Bir yanım deryada çalkanır şimdi.”

Prostat kanseri olan Ruhi su 12 Eylül Cunta’sının engellemeleri yüzünden pasaport alamamış ve hastalığı ilerlemiştir. 20 Eylül 1985’te aramızdan ayrılan Ruhi Su’nun cenazesine on binler katılmış ve “Ruhi Su’lar ölümsüdür” sloganları eşliğinde defnedilmiştir. Faşist darbeden sonra ilk defa böylesi bir kitlesel eylem olmuştur. Burjuvazi cenazede 163 kişiyi 15 gün boyunca gözaltında bulundurmuştur.

Ruhi Su’yu hep yaşayacak!

Onu ölmesine seyirci kalan, işkencelerden geçiren egemenler türkülerimizin sesini kısamayacak. Anısı türkülerimizde, ıslıklarımızda yaşayacak…

Yazar Hakkında

Mehmet Şafak Sarı

Araştırmacı, İletişimci, Gazeteci
www.msafaksari.com

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla