Emek Özel Haber

Meslek Hastalıkları Sinsice Öldürüyor, Devlet El Atmıyor

Meslek hastalıklarından Dünya’da 2 milyon kişi ölüyor. Ancak Türkiye’de kanunlarda dayatılan süreç nedeniyle tespiti dahi yapılamıyor. Durum Türkiye’deki emekçilerin nasıl bir can tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Bu Hastalıklar Tüm Emekçileri İlgilendiriyor ama Devlet İlgilenmiyor!

Dünya’da her yıl 160 milyon kişi meslek hastalıklarına yakalanıyor ve 2 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise yılda 35 bin kişiye meslek hastalığı tanısı konulması gerekirken, Sosyal Sigortalar Kurumu, 2015 yılında sadece 510 kişiye meslek hastalığı tanısı kondu ve tanı konan kişilerden sadece 510 kişiye aynı yılda gelir bağlandı. Meslek hastalığının Türkiye’de bu kadar düşük gösterilmesindeki nedeni ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, “Meslek hastalıklarında halen tazmin edilen vakalar istatistiklere yansıtılmakta ve bu da meslek hastalıklarındaki sayının oldukça düşük olmasına neden olmaktadır” sözüyle itiraf ediyor.

Türkiye’de iş kazaları emekçilerin canına yeterli denetimler yapılmadığı ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer alan hükümler sürekli ertelendiği için 1 yılda binin üzerinde emekçinin canına mal oluyor. Ancak Türkiye’de iş kazalarından daha çok emekçilerin canını yakan unsur meslek hastalıkları. Üstelik meslek hatalıkları iş kazaları gibi birden de olmuyor, emekçileri yavaş yavaş, fark ettirmeden ya öldürüyor, yada ekmeğini kazanamaz hale getiriyor. Prof. Dr. Gürhan Fişek’in tanımıyla meslek hastalıkları emekçilerin vücudunda sinsice ilerliyor.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nın İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği 2015 Yılı Raporu’na göre Dünya’da her yıl 160 milyon kişi meslek hastalığına yakalanıyor ve 2 milyonu hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise meslek hastalıklarının tanısında sıkıntılar var. Üstelik bu sıkıntı Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) meslek hastalığı verilerinin çarpık oluşmasına yol açıyor. Türkiye’de tespit edilen meslek hastalığı sayısı 1998’den 2013 yılı kadar sürekli düşük gösterilmiş. SGK verilerine göre 998’ de bildirilen meslek hastalığı yeni olgu sayısı 1400’ ken, bu sayı 2008’de 539’a, 2010’da 533’e, 2011’de 697’ye, 2012’de 395’e, 2013’te 371’e düştü.

SGK’nın 2015 yılı verilerine göre bu yılda 510 kişiye meslek hastalığı tanısı konuldu, 241 bin 547 işçi iş kazası geçirdi. Bu yılda geçirdiği iş kazası nedeniyle gelir bağlana işçi sayısı 5, geçirdiği meslek hastalığı nedeniyle gelir bağlananların sayısı 11 oldu. Geçmiş yıllarda iş kazası geçirip de 2015 yılında gelir bağlanan işçi sayısı 3 bin 428 olurken, geçmiş yıllarda meslek hastalığı tanısı konup, bu yıl gelir bağlanan işçi sayısı 152.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSG) Uzmanlarına göre bu rakam Dünya’dakiyle karşılaştırıldığında sadece zorunlu sigortalı sayıları üzerinden her yıl en az 35 bin yeni meslek hastalığı olgusu saptanmalı, eğer tüm çalışanlar söz konusu edilirse, olgu sayısının 100 bin ile 300 bin arasında olmalı.

Çalışırken Hasta Olanlar Rakam Dahi Olmadı

Dünya’daki iş kazası ve meslek hastalıkları yüzdesi, Türkiye’dekiyle oranla karşılaştırıldığında arasındaki çarpıklık yüzdeler üzerinden de görülebiliyor. Dünya’da iş kazaları oranı yüzde 44, meslek hastalıkları oranı yüzde 56 iken, Türkiye’de iş kazaları oranını yüzde 99, 998; meslek hastalıklarının ise yüzde 0,002 (on binde 2). Meslek hastalıklarından ölümün Dünya’da 2 milyon olduğu düşünüldüğünde, SGK verilerine göre Türkiye’de 2006’da 9, 2007 ve 2008’de 1, 2010’da 10, 2011’de 10,2012’de 1, 2009, 2013 ve 2014 yıllarında ise kimsenin ölmemiş olması gerçekliğini yitiriyor.

İSG uzmanlarına göre dünyadaki ülkeler arasında genel olarak, meslek hastalıkları görülme sıklığının binde 4 – 12 arasında değişebilir. Bilimsel çalışmalarda, tespit edilen meslek hastalığının her 1000 çalışan için en az 4-12 arasında olması gerekir. Türkiye’de ise gerçek meslek hastalığı rakamlarının, 2014 yılında ülkemizde 18 milyon 962 bin 456 sigortalı üzerinden, 75 bin 849 ile 227 bin 549 arasında açıklanması gerekirdi.

Devlet Yetkilisinin İtirafı

Meslek hastalıklarının bu kadar düşük gösterilmesinin nedenini,Türkiye Belediyeler Birliği’nin İller ve Belediyeler Dergisi’nin son sayınsına verdiği söyleşisinde itiraf ededen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer, “Meslek hastalıklarında halen tazmin edilen vakalar istatistiklere yansıtılmakta ve bu da meslek hastalıklarındaki sayının oldukça düşük olmasına neden olmaktadır”diyor.

Kanser Eden Süreç

Türkiye’de meslek hastalıklarının tanısının konulması ve kayıt altına alınmasında süreç ayları hata yılları bulabiliyor. Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi, İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi veya Toplum Sağlığı Merkezleri’nde görevli işyeri hekimlerince meslek hastalığından şüphelendiği işçiyi bilgilendiriyor ve sevk ediyor. Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, tıp fakültesi hastaneleri, Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta bulunan meslek hastalıkları hastanelerine yönlendirilen işçi, buradan sağlık kurulu raporu alıyor. Bu hastaneleri meslek hastalığı tanısı koydukları kişiyi 10 gün içerisinde SGK’ya bildirirken, kedisine meslek hastalığı teşhisi konulan işçi de 3 gün içerisinde durumu işverenine bildiriyor. SGK Sağlık Kurulu Kararıyla, işçinin malulliyet durumuna göre tazminat ödeniyor yada maaş bağlanıyor. Durum işveren kusuruyla gerçekleşmişse işçiye ödenen para işverenden alınıyor. İşyerinde meslek hastalığı tanısı konulan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanın, varsa ihmalleri durumunda 6 ay süreyle belgeleri askıya alınabiliyor. Durumun bu yönü kritik önem taşıyor. Meslek hastalığı tespiti konulan işçiyi, işveren işten çıkardığı gibi bu hastalığın üstünü de örtmeye çalışıyor. İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları ise meslek hatalığı teşhisi konulan işçi için kendilerinden hesap sorulacağı ve belgeleri askıya alınacağı için meslek hastalığı tespitinin üzerini örtme eğiliminde olabiliyor. Dahası işçinin bile bu hastalığı saklaması söz konusu oluyor. Çünkü tazminat süreci en 6 altı ay sürüyor. Hatta olay mahkemelere taşınmışsa 10 yıl bile sürebiliyor. İşçinin korkusu ise uzun sürecek bu serüvende hem işinden olma riski, hemde meslek hastalığı tanısı konulduğu için başka bir yerde çalışamama riski. Meslek hastalıları istatistiklerine ise sadece SGK’nın tazminat ödediği rakamlar yansıyor. Yansıyan rakamların bu kadar düşük olma nedeni tazminci mantıktan kaynaklanıyor. Uzmanların önerisi ise meslek hastalıkları tanısında tıbbi bir tanım yapılarak, Sağlık Bakanlığı tarafında meslek hastalığı tanısı konulan kişilerin kayıt altına alınması ve istatistiklerinin bakanlık tarafından tutulması. Uzmanlar bu konuda bakanlıkta halen MEDULA benzeri sistemleri öneriyor.

Kanunlarda Tespit Süreci Çetrefilli

5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık. Sigortası Kanunu’nun, 14. Maddesine göre meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük halleridir. Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu kurum sağlık kurulu tarafından tespit edilmesi zorunlu. 6331 sayılı İSG Kanununa göre meslek hastalıklarının tespiti için emekçinin sigortalı olması kesin şart. Meslek hastalığına yakalanan emekçiye işyeri hekimi veya sağlık hizmet sunucuları tarafında ön tanı konulup, SGK tarafında yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularına yönlendiriliyor. Orada sağlık kuruluna giriyor ve kişide meslek hastalığı varsa rapor veriliyor. Bu rapor daha sonra SGK’ya bildiriliyor ve kişide meslek hatalığı tespiti yapılmış oluyor. Bu süreç ise ayları alabiliyor.