Emek Söylemler

KESK: Varlık Fonu yokluk, yoksulluk, talan getirecek

Bakanlar Kurulu kararıyla Ziraat Bankası, BOTAŞ, PTT, TÜRKSAT, ETİ Maden, Çaykur, BİST Varlık Fonu’na devredildi.Antalya, Aydın, Isparta, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Muğla’daki mülkiyeti Hazine’ye ait 46 taşınmazların tahsisleri kaldırılarak Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesinin üzerine kamuoyundan tepkiler gelmeye devam ediyor.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK), Varlık Fonu: Yokluk, Yoksulluk, Talan Getirecek başlığıyla bir açıklama yayımladı. Açıklamada Varlık fonunun, emekçilere varlık olarak değil yokluk, ekonomik kriz, yeni zamlar, yağma, talan ve kesintiler olarak döneceği vurgulanıyor.

Açıklamanın tamamı:

5 Şubat 2017 tarihinde, 2017/9756 sayılı Resmi Gazete Mükerrer sayısında yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Ziraat Bankası, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri AO, PTT, Borsa İstanbul ve Türksat’ın sermayelerinde bulunan Hazine’ye ait hisselerin tamamı, Türk Telekom’un yüzde 6.68 oranındaki Hazine’ye ait hissesi ile Eti Maden ve Çaykur’un Varlık Fonuna aktarılmasına karar verilmiştir. Bakanlar Kurulu ayrıca, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan 3 milyar TL’yi Türkiye Varlık Fonu’na aktarmıştır. Bugün yapılan açıklama ile de THY’nin yüzde 49.12’si ile Halkbank’ın yüzde 51.11’i Varlık Fonu’na devredilmiştir.

OHAL’in temel gerekçesiyle yakından uzaktan alakası olmayan bir yetkinin KHK ile elde edilmesi durumu bize bir kez daha AKP’nin 15 Temmuz darbe girişimini nasıl fırsata çevirmeye çalıştığını göstermektedir. Bu boyutuyla da yapılan işlem hukuk dışı nitelik taşımaktadır.

AKP ekonomiyi istediği gibi kullanmak için denetime kapatmak, kaynakların sermayeye/yandaşa aktarımını sorunsuz şekilde yapmak, referandumda durumu lehine çevirmek için kaynak havuzu oluşturmak istiyor.

Devredilen kurumların öncesine ait varsa usulsüz işlemleri bunların da bundan sonra denetlenemeyecek ve açığa çıkarılamayacak olması AKP’nin neden sürekli denetleme organlarını devre dışı bırakmak istediğini ele vermektedir.

Özelleştirmelerin kamu kaynaklarını nasıl talan ettiği, sermayeye peşkeş çekildiği, oralarda çalışan emekçilerin nasıl mağdur edildikleri çok açıkken özelleştirme uygulamasından çok daha geri bir uygulama devreye sokulmaktadır. Özelleştirmeler sonucu elde edilen gelir hazineye devredilirken, şimdi Sayıştay’ın değil Başbakanın görevlendirdiği kişilerin “denetlediği” ve gelirlerinin nereye aktarılacağı belirsiz bir fona devredilmektedir.

İktidarın fonun amacına ilişkin belirttikleri ikna edici olmanın çok ötesinde olup Maliye Bakanlığı’nın, Hazine Müsteşarlığının ve diğer tüm ekonomi kurumlarının niçin bu ihtiyacı karşılamadığı sorusuna cevap verememektedir.

Kamu emekçileri olarak Tasarruf Fonu, Konut Edindirme Yardımı vb. birçok fon adı altında hayata geçirilen uygulamalardan biliyoruz ki, emekçilerden, bizlerden alınanlar sermayeye aktarılmakta, yandaşlara dağıtılmaktadır.

Nitekim referandum öncesi bu gibi politikaların devreye sokulması tesadüf olmayıp aksine AKP gidişatı lehine çevirmek için kamu kaynaklarını yarattığı alternatif hazine havuzuna aktarıp ardından dağıtma arayışına girmiştir.  

Vergilerimizden, emeğimizden, ücretlerimizden yapılan kesintilerle oluşan kamu kaynaklarının talan edilmesine son verilmelidir.

Varlık fonu, emekçilere varlık olarak değil yokluk, ekonomik kriz, yeni zamlar, yağma, talan ve kesintiler olarak dönecektir.  

Denetime kapalı, sermayeye kaynak aktarımını esas alan, hukuksuz, keyfi, talana endeksli tüm fonlara HAYIR diyoruz…

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla