Kadın Politika

Kadınlar parlamenter sistemi neden desteklemeli?

Yaklaşık iki ay gibi kısa bir süre sonra parlamenter sistem geleneğinin devamı yada yok edilmesi gibi oldukça hayati bir meselenenin kararı verilecek. Parlamenter sistem gibi görece özgürlükçü bir yönetim biçiminde dahi Türkiye özelinde kadınların geniş ölçüde yer aldığını yada alabildiğini söylemek ne yazık ki çok zordur. Peki cinsiyet kotalarından, meclisteki “kızkardeşlik” olgusunun resmen bittiğini belki de hiç varolmadığını ispatlayan kavga görüntülerine kadar getirilmek istenilen ve tek bir erkeğin kontrolüne bırakılacak sistem kadınlar için ne vaat edebilir?

‘Erkek merkezli görüş kendisini yansız gibi dayatır’

Kadınların siyasete katılım sorunu belli bir şekilde cinsiyet rolleri sorunudur. Kadının rolünü sürekli olarak ev içinde bırakmaya hizmet eden “üç çocuk” gibi politikalarla bunu destekleyen bir partinin içerisinden gelecek güçlü bir ismin tek başına kadınlar özelinde vereceği kararların ön sunumu niteliğindedir. Bu eril düzenin gücü, kendi haklılığını ispat etmeye yeltenmemesinde görülür. Kadın meselesinin meydanlarda yer dahi bulamaması bununla ilişkilidir. Erkek merkezli görüş kendisini yansız gibi dayatır ve onu meşrulaştıracak söylemlerde dile getirmeye ihtiyaç duymaz. Zaten olması gereken “kadın” parlamentoda söz hakkı olan kadın değildir bu görüşte. Bourdieu’nun ifadesiyle; “Toplumsal düzen, amacı üzerine şekillendirdiği eril tahakkümü tasdik etmek olan devasa bir makine gibi işler.” Bu makinenin önüne eğer bir nebze set vurulabilirse hiç kuşkusuz demokratik bir yönetim sistemi ile olacaktır.

Başkanlık sisteminde kadınlar seçme ve seçilme ölçüsünde hiç yer almayacak demek değildir elbette bunlar. Ancak kadınların siyasal haklarını sadece seçme ve seçilme haklarına indirgememek gerekir. Seçimlerinin özgür irade ile olup olmamasından, seçildiği takdirde bu eril sisteme nasıl baş kaldırabileceğine kadar uzun ve meşakkatli bir süreçtir.  Erkeklik etik ve siyasi boyut içerisinde , er, erdem, şan , şeref meselesini esas alarak fiziksel erillikten ayrılamaz bir bütündür. Şimdiden başlayan ve bütün seçim kampanyası boyunca muhtemel olarak sürecek bu dil kadının Başkanlık Saray’ındaki rolünün habercisidir.

‘Kadın meselesi bir Ortadoğu ülkesinde yaşam hakkından sonra en sorunlu gündem haline gelmelidir’

Yalnızca kadın değil erkek vekillerin de işlevinin azaltıldığı bu yeni sistemi kadın ekseninde tartışmamız, ülkenin kültürel ve coğrafi konumunun siyasetle olan doğrudan ilişkisine bağlıdır. Bu yeni sistemin dünyanın başka bir yerinde daha olmaması yada başka yerlerde “kusursuz” olarak işlemesi her zaman doğru bir skala değildir. Kadın meselesi bir Ortadoğu ülkesinde yaşam hakkından sonra en sorunlu gündem haline gelmelidir. Kürt, Alevi meselelerinin her birinin üstünde tamir edilmeyi bekleyen bir çatı olarak yer alır.

Yeterince az olan kadın vekillerin seslerinin kısılması yada daha kötüsü anlatıldığı halde bir kişinin vereceği karara bağlanması demek kadınların sadece partilerin kadın kollarında çalıştırıldığı bir siyasi arena haline gelmesi anlamını taşır. Kadının temsilinin önemi  sokaklardaki erkek cinayetlerinden, kaç çocuk yapacağına hatta yapmak isteyip istemediğine, giydiği kıyafetin, içtiği sigaranın dahi belli bir erkin her zamankinden daha fazla evinin içinde söz sahibi olması anlamı taşır.

Günlük hayatta tanıdığı ve tanımadığı erkeklerin erilliği ile mücadele eden kadın olası bir sistem değişikliğinde çok daha büyük ve gerek geleneksel gerek küresel güçlerle donanımlı bir erkle mücadele etmek zorunda kalacaktır.


Parlamentoyu işlevsizleştirecek ve kadının da siyasi temsilini de sıfır noktasına getirecek anayasa değişikliğini dayatan AKP zihniyetinin kadına bakışını gösteren geçmiş söylemleri de aslında geleceği özetlemekte:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, I. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’nde yaptığı konuşmada ‘kadınla erkeği eşit konuma getirmenin fıtrata aykırı’ olduğunu söyledi.

Erdoğan Başbakanlık döneminde Konya mitinginde, Hopa’daki olayları protesto etmek için tank üzerine çıkan ve polis müdahalesi sonucu kalçası kırılan Dilşat Aktaş için “O kadın, kız mıdır kadın mıdır?” ifadelerini kullandı.

Melih Gökçek Samanyolu Haber’de katıldığı bir programda “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? anası ölsün öyleyse”ifadelerini kullanarak kadınlara olan bakış açısını bir kez daha dile getirdi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, kadınların “İş istiyoruz sayın bakanım” sözlerine karşılık olarak, “Evdeki işler yetmiyor mu?” yanıtını verdi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, “Kadınsa o da iffetli olacak. Mahrem namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak, bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” ifadelerini kullandı.

AKP Milletvekili Sefer Üstün, “Tecavüzcü kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 2015 yılının ilk bebeğini ziyaret ettiği sırada “Annelerin, annelik kariyerinin dışında bir başka kariyeri merkeze almamaları gerekir” ifadelerini kullandı.

Eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül “Türk hanımları evinin süsüdür, erkeğinin şerefidir, Batı kadınları maalesef ezilmektedir” ifadelerini kullandı.


 

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla