Fikir Yazısı Politika

Erdoğan’ın, AKP teşkilatlarına eleştirileri tesadüf mü? Arkasında ne var? 

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı olarak katıldığı ilk TBMM grup toplantısından bugüne kadar katıldığı farklı toplantılarda ve mitinglerde kendi partisinin teşkilatlarına yönelik “metal yorgunluğu var, yenilenme şart” mesajlarını sürdürmekte.

Erdoğan’ın Genel Başkan olduktan sonra dile getirdiği bu eleştirilerin arkasındaki en somut veri hiç şüphesiz 16 Nisan referandum sonuçları. Özellikle büyükşehirlerde çıkan Hayır oyları, AKP’li belediyeleri ve parti teşkilatlarını doğrudan Erdoğan’ın hedefine oturtmakta. Ancak, bugüne kadar partisini ve teşkilatlarını tüm zorlu süreçlerde bir arada tutması ve tartıştırmamasıyla övünen Erdoğan’ın bizzat kendi cümleleriyle bu eleştirileri kamuya açık şekilde sürdürmesi dikkat çekiyor. Erdoğan, gençlik yıllarından itibaren parti teşkilatlanmasından gelen ve dolasıyla parti içi disiplini bilen ve önem veren bir isim. Yani son zamanlarda yaptığı bu açıklamaların tecrübesizlikten kaynaklanmadığı gayet açık. Şayet öyle bir durum olsaydı ve bu açıklamalar kerhen yapılıyor olsaydı benzer açıklamalar defalarca tekrarlanmazdı. Peki öyleyse Erdoğan neden bu eleştirileri ısrarla devam ettirmekte?

‘Erdoğan için artık kendi partisi dahi bir yük olarak gözükmekte’

Bu sorunun cevabını, Erdoğan’ın siyasi tarzı ve mutlak “tek” olma isteği oluşturuyor. Türkiye siyasetinde 3 Kasım 2002’den bugüne partisiyle birlikte ve dönemsel ittifaklarla (Gülen Cemaati vb.) iktidarı eline geçiren ve 15 Temmuz sonrası OHAL yönetimi ile en küçük muhalefeti bile susturacak bir mekanizma geliştiren Erdoğan için artık kendi partisi dahi bir yük olarak gözükmekte. İçeride karşısında duran/durma potansiyeli olan tüm odakları bir şekilde savuşturan Erdoğan’ın kendi partisine sonsuz “demokrasi kredisi” açması zaten beklenmesi güç bir durum olurdu. Kaldı ki Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlık görevinden el çektirilmesinde de aslında Erdoğan’ın kendi partisine ve kendi partililerine yaklaşımının nerelere varabileceği ortaya çıkmıştı.

Erdoğan ve AKP yöneticileri, erken iktidar dönemlerinde “kamuoyu eskiden apoletli paşaları biliyordu şimdi ise sivil bakanları” şeklinde bir yaklaşımla AKP döneminin devletteki değişimini vurgulamaya çalışır, sivil siyasetçilerin etkisinin arttığını anlatma mücadelesine girişirlerdi. Bugünden bakıldığında o dönem için bu vurgunun kısmen doğru olduğunu söylemek bir anlamıyla mümkün olabilmekte. O dönemin Türkiye’sinde; Bakanlar, AKP yöneticileri ve hatta Milletvekilleri kişisel gündemleriyle kamuoyuna seslenebiliyor, “özgül ağırlıklarını” sergileyebiliyorlardı. Gündeme dair tek sesliliğinin en azından bugün olduğu kadar ortada olmadığı bir dönemdi.  Ancak Erdoğan’ın ve dönemin AKP kurmaylarının yaptığı anlatının bugün hiçbir geçerliliği kalmamış durumda. Çünkü bugün Türkiye genelinde bir anket yapılırsa; mevcut hükümet üyelerini ve iktidar partisinin üst yöneticilerini halkın büyük çoğunluğunun tanımadığı ortaya çıkacaktır. Bu sonucun nedeni bugünkü bakanların ve parti yöneticilerinin geçmiş dönemdekilerden daha niteliksiz ve beceriksiz olması mıdır? Hayır, bunun en temel nedeni Erdoğan ve Saray’ rejiminin, hükümete ve parti yönetimine dair bütün alanları kapsaması ve hükümete ve partiye çok kısıtlı bir alan bırakmasıdır. Bunun tamamıyla planlı bir strateji olduğunu söylemek ise elbette mümkündür.

‘Bakanlar teknokrat, Başbakan koordinatör teknokrat’

Hükümetin icra alanlarına giren tüm alanlarda danışmanlar/başdanışmanlar aracılığı ile saray merkezli kurgulanan bir yönetim sisteminde zaten birilerinin sahanın dışında kalması -daha doğrusu saha dışında bırakılması- sürpriz değildir. İşte bu saha dışı kalanlar hükümet üyeleri ve iktidar partisinin yöneticileridir. Erdoğan için Bakanlar teknokrat, Başbakan ise koordinatör teknokrattır. Yani; “bugün siyasi olarak sadece Erdoğan vardır, Erdoğan bilinmektedir.”

Her ne kadar bugüne kadar partisiyle kendisini özdeşleştirse de Erdoğan için bugün partisi de -geçmişte olduğu kadar- önemli bir noktada değildir. Erdoğan, kendi partisinden de gelebilecek en ufak eleştiriye kapalıdır. Parti içerisine yaptığı eleştirilerin bir nedeni de budur. Esasen “Referandumu partideki yorgunluğa rağmen kişisel olarak ben kazandım” vurgusu yapmakta ve teşkilatların gardını düşürerek olası bir homurdanmayı şimdiden kesmektedir.

Erdoğan, AKP’yi herkesten çok daha iyi tanıyan ve okuyan bir isim. Önümüzdeki süreçte teşkilatları kendisine daha da yakın isimler ile şekillendireceği ise artık bilinen bir gerçek. Bu hamlelerin arkasında her ne kadar “tek” olma isteği olsa da gördüğü bazı tehditlerin varlığından da bahsedilebilir. Önümüzdeki süreçte pek sorunun cevabının ortaya çıkacağını göreceğiz… (EA)

Yazar Hakkında

Egemen Aldoğan

Tahayyul.Net Yayın Yönetmeni

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla