Kadın

Emekçi Kadınların 160 Yıllık Mücadelesi

8 Mart 1957… New York… 40 bin dokuma işçisi… Ağır çalışma koşulları… Uzun mesai saatleri…

Dünyanın insanlık tarihine iz bırakıp bir nebze de olsa nefes alabilmemizi sağlayan olayların tarihine baktığımız zaman gericiliğin en yoğun olduğu, baskının artık son haddine geldiği, dayanabilecekken direnmenin daha güçlü bir duygu olarak ortaya çıktığı zamanları görüyoruz. Fransız devrimi, Gezi direnişi ve bugün bir Ortadoğu coğrafyasında daha fazla anlam bulan kadın mücadelesi emekçi kadınlarımızın sesini duyurabilmesi. 8 Mart 1957’de dünya için tam da böyle bir tarihti. Küreselleşme sonrası evlerinden dışarıya kamusal hayata adım attıklarını zanneden kadınların erkeklerle yine aynı statüde, aynı ücretle çalışamadıklarını yani eşitsizliğin emek sürecinde de devam ettiğini görmeleri ile sonuçlanmıştı.

129 İşçi Yanarak can verdi

Amerika’nın New York kentinde 1857 yılında tekstil alanında çalışan yüzlerce kadın işte bu düşük ücret, fazla çalışma saatleri ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve başladı. Erkek işçilerle eşit koşullara sahip olmak isteyen kadınlara polis saldırarak iş yerine kilitledi. Kadınların kapatıldığı iş yerinde çıkan yangında çoğunluğu kadın 129 işçi yaşamını yitirdi. Bu olay kadın mücadelesinde bir dönüm noktası oldu ve binlerce kişi yaşamını yitirenlerin cenaze törenine katılarak işçilere sahip çıktı.

Bu olaydan 53 sene sonra, 26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihinde tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

Bu gün, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacını taşıyordu. Kadınların seçme ve seçilme hakkını alması, kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve emperyalist savaşa karşı mücadele, bütün dünya kadınlarının ortak mücadele ilkelerinin başında yer almaktaydı.

Türkiye’de İlk Kutlama

Türkiye’de ise 8 Mart ilk kez 1921 yılında Mustafa Suphi ve 14 arkadaşının öldürülmesinin ardından Ankara yakınlarında bir bağda gerçekleştirilen anma toplantısında Türkiye Komünist Partisi üyesi kadınlar tarafından kutlandı. TKP’li kadınlar 8 Mart’ın “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlama kararı almıştı.

Ancak 8 Mart’ın yeniden anılabilmesi için 54 sene geçmesi gerekti. 1975’te Ankara ve İstanbul’da İlerici Kadınlar Derneğinin girişimiyle 8 Mart ilk kez kamuya açık olarak 400-500 kadının katılımıyla kutlandı. Bu tarihten sonra özgürce kutlandı demek ise ne yazık mümkün değil. Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinin sonrasında dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı.

 

Türkiye’de hala 8 Mart kutlamalarının özgürce yapıldığını söylemek mümkün değil. Özel alandan kamusal alana her yerde mücadele vermeyi sürdüren kadınlar eylem alanlarında da ironik bir şekilde bu günün ortaya çıkışındaki faktör olan polis şiddeti ile karşı karşıya kalıyor.

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla