Sanat

Dünya Öykü Günü: Kutlayacağız elbette – Jale Özata Dirlikyapan

Öykü. Öykünün günü. Keşke yalnız bu olsa. Ama burada, değil. Sert gündem yakamızı bırakmıyor. Karanlık, düşman günler birbirinin peşi sıra geliyor. Peki öykü, o “az söz, çok şey” ne yapabilir? Bir şey yapması gerekir mi? Bir şey yapmadan durabilir mi ya da? Aslında belki de şöyle söylemeli: İstese de istemese de bir şey yapacaktır. Öykücü sert ve etkili olmak istiyorsa, yakasını kalıplardan, güvenli limanlardan kurtarmalıdır. Okurunu da. Ama her şeyden önce yaşantısını… Tüketilmiş tekniklerden medet ummadan, en yakıcı an’ı o an’ın diliyle anlatarak, o dili arayıp bularak. Dertlenmeden ve sızlanmadan, okurun gözünü belki de en korkunç olana açmasını sağlayarak. O yakıcı içeriği ustaca okurun eline tutuşturarak. Yüzeylerde gezinen dil oyunlarıyla okura vurup kaçmadan, onu sımsıkı kavrayıp sarsarak… Bugünün yazarı, uslu uslu edebiyat yapamaz. “Dış görünüşü yeniden üreterek bunun aldatıcılığına katkıda bulun[amaz]” (Adorno). Ne kadar usta bir edebiyatçı olduğunu göstermek için kurgu oyunlarıyla eğlenemez. Sürprizli sonlar planlayamaz. Okurun kendini bulduğu karakterler yaratmakla yetinemez. O fildişi kule yerle bir oldu. Kendini içinde sananlar da o ağırlığın altında epey gülünç görünüyorlar artık.

Kut”, yaşam gücü, canlılık demektir. Öykü günü kutlu olsun! Lütfen…

ÖYKÜ ÖNERİSİ – YAĞMUR


Şu Yağmur Bir Yağsa

Yazar: Kâmil Erdem
Editör: Bilge Sancı
Yayına Hazırlayan: Ayla Duru Karadağ
Kapak Tasarımı: Gülay Tunç
Sayfa Sayısı: 144
Basım Tarihi: Ekim 2016

 ISBN: 978-975-570-817-1

Kâmil Erdem zamansız öyküler anlatıyor. Dün yaşanmış, bugünü anlatan, yarına dair olan, uzak bir kasabadan ya da şehrin göbeğinden, bütün bir ömürden birikerek süzülenleri… Fark edilmezliği, önemsiz görünen hayati meseleleri, iki kelime arasındaki boşluktan türeyen tarifsiz oluş hallerini fısıldıyor. Kulak kabartmak gerekiyor duymak için.