Politika Söyleşi

Söyleşi | Cenk Sidar: Türkiye’nin birden büyük olduğunu herkese hatırlatmak gerekiyor

Dünyanın en etkili küresel genç liderleri arasında gösterilen, uluslararası ekonomi ve siyaset stratejisti Cenk Sidar, Türkiye’nin nereden bakılırsa bakılsın bir karanlık olarak görüldüğünü belirtiyor. Sidar’a göre Türkiye’deki kriz ortamının sebebi politikaların sadece bir kişi ve kliğin siyasi çıkarları için belirleniyor olması. Referandum sürecinde yürütülecek Hayır Kampanyasında ilerici, parlak ve aydın güçlerin hiyerarşik olmayan bir şekilde bir araya gelmesi gerektiğini belirten Sidar ile Türkiye’nin dışarıdan nasıl gözüktüğünü, ekonomik ve siyasi krizin nedenlerini ve başkanlığın gelmesi halinde Türkiye’yi nelerin beklediğini konuştuk.

Türkiye, özellikle son yıllarda gerek hukuksal gerekse ekonomik olarak öngörülemez bir ülke imajı çiziyor. Yapılmak istenen anayasa değişikliğinin de bu durumu kalıcı hale getireceği yorumları hayli artmış durumda. Bu konu hakkında ne dersiniz? Türkiye’de dışarıdan nasıl gözüküyor?
Yurtdışında vakit geçiren ve yaşayan insanlara “Türkiye Yurtdışından Nasıl Gözüküyor?” sorusu çok sorulur. Bu soruya tabi çok alışığım ama artık bu soruya içeriden ve dışarıdan bakarak verilecek yanıt değişmiyor. İletişim teknolojilerinin günümüzdeki durumu artık yaşanan gelişmeleri saniyesi saniyesine Türkiye`den dışarı, dışarıdan da Türkiye`ye iletiyor. Bugünün Türkiye`sine nereden bakarsanız bakın manzara karanlık. Mevcut ekonomik, siyasi ve güvenlik durumunun nedeni de iktidarın kötü ve bencil yönetimi.

‘Bir kişinin siyasi çıkarları için ekonominin bugününü değil, geleceğini de kaybediyoruz’


Şu an Türkiye için “evet ciddi bir ekonomik bir kriz vardır” diyor musunuz? Ekonomik krizin en büyük nedeni siyasi ikbal uğruna işletilen ekonomi politikaları mı?
Kesinlikle. Günümüz ekonomik krizleri aniden gerçekleşen ve şok etkisi yaratan olaylar olmayabiliyor. Real ekonomide yaşanan durgunluk, özel sektörün sürdürülemez seviyelere gelen borcu, liranın rekor seviyelerdeki değer kaybı ve tüketici güveni gibi göstergeler Türkiye’nin bir ekonomik krizde olduğunu gösteriyor. Meselenin makroekonomik boyutu tabiki çok kritik; fakat asıl mesele uzun vadede de ekonominin toparlanmasını ve yeni ekonomiye adapte olmasını engelleyecek siyasi iklim. Hukukun üstünlüğünün olmadığı, temel hak ve özgürlüklerin tehlikede olduğu, siyasi iktidarın istikrar değil, istikrarsızlık unsuru olduğu ülkelerde ekonomik büyümeden bahsedemeyiz. Türkiye hükümeti yeni ekonomiye nasıl geçiş yaparım, 4.Sanayi Devrimini nasıl yakalarım tartışmasından çok uzak bir yerlerde. Sadece ekonominin bugününü değil, geleceğini de kaybediyoruz. Neden? Sadece bir kişi ve kliğin siyasi çıkarları için. Türkiye’nin birden büyük olduğunu herkese hatırlatmak gerekiyor.

15 yıldır tek başına iktidarda olan bir siyasi partinin gerek ekonomik gerekse siyasi krizleri çözmek bir yana dursun daha da derinleştirdiği görülüyor. Yapmak istedikleri tüm politikaları yapmalarına rağmen durum böyle ve bugün daha fazla bir yetki talep ediyorlar. Başkanlık, iddia edildiği gibi Türkiye’nin tüm krizlerini çözecek midir?
Burada yapılan çok tehlikeli bir algı operasyonu. Türkiye’nin bugün yaşadığı sorunların temel nedeni zaten fiili başkanlık döneminde ülkenin kötü yönetilmesi. Başkanlık sistemine geçiş yapılması ülkedeki hesap verilebilirliği, güçler ayrılığını ve denge-denetim mekanizmalarını tamamen ortadan kaldıracak. Ekonomide ve dış politikada verilen keyfi kararların bedelini ülke ekonomik krizle ve can kayıplarıyla ödedi. Şimdi daha keyfi bir sistem ortaya konuluyor. Bırakın yaşanan problemlerin azalmasını, Başkanlıkla ülkenin karşılaşacağı riskler daha da artacaktır.

‘Gezi jenerasyonunun yaratıcılığı Hayır kampanyasının omurgasını oluşturmalı’

Gelelim, gündemin en sıcak tartışma konusuna. Sizce Hayır kampanyası nasıl örgütlenmeli? Siyasi partilerin tekelinde yapılacak bir kampanyanın referandumda hayır çıkması konusunda başarılı olabileceğini düşünüyor musunuz? Alternatif, sivil kampanyalara ihtiyaç var mı?
Vatansever yurttaşların ülkenin ve demokrasinin geleceği için vargücüyle “Hayır” için çalışması gerekiyor. Bu mesele siyasi partilerin becerilerine bırakılamayacak kadar kritik bir durum. Arkaik ve yetersiz parti yapılarıyla bu mücadele verilemez. Ülkenin en ilerici, parlak ve aydın güçleri hiyerarşik olmayan bir şekilde bir araya gelmeli ve etkin-ilerici bir mücadele vermeli. Gezi jenerasyonunun yaratıcılığı bu kampanyanın omurgasını oluşturmalı. Farklı ve yaratıcı kampanyalara ihtiyacımız var. MHP ve AKP seçmenleri içerisinde Evetçi olduğunu düşündüğümüz ama ikna olmaya açık bir grup var. Hedef bu kesim olmalı.

Anayasa değişikliği kabul edilir ve başkanlık sistemi yasalaşırsa Türkiye’yi neler bekliyor? Böyle bir durumda Batı ile ilişkilerin geleceği ne olur? Ya da bu değişikliği getirenler Batı ile ilişkilerin sürekliliği konusunda ne düşünüyor sizce?
Başkanlık sisteminin yasalaşması Türkiye`yi belirsiz bir girdabın içerisine sokar. Keyfi yönetimlerin ülkeyi nereye sürüklediğini gördük. Batı ile ilişkilerin geleceği tabi önemli ama asıl önemli mesele aydın ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ülkelerinden uzaklaşması, yabancılaşması. İktidarın tahayyül ettiği Türkiye’nin demokratik Batı ailesinin bir parçası olmasına imkan yok. Retorik devam etse de, Türkiye uluslararası alanda izole olacak ve ekonomik sıkıntılar iyice ortaya çıkacaktır.