Politika

AKP’nin yaylalardaki kaçak yapıları yıkma kararının arkasında ne var?

İktidarının ilk yıllarından itibaren Neo-liberal politikalar ekseninde Türkiye’nin dört bir yanında doğa katliamlarına zemin hazırlayan AKP iktidarı, son dönemde özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu’da yaylalardaki kaçak yapılara karşı bir mücadele başlatmış durumda.

Peki, yapılan HES’lerle, köprülerle, havalimanlarıyla, AVM’lerle ve maden çalışmaları ile doğaya verilen büyük zararlar sonucunda oluşan çevre mücadelelerine bugüne kadar en sert şekilde tepki gösteren ve çevreci grupları terörist gruplar olarak sunan AKP neden kaçak yapıları “doğaya çok zarar verdik” yaklaşımıyla yıkmak için bir kampanya başlatmış durumda.

Esasen bu süreç, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Vahşi kapitalizmin hırslarına asla kapılmamalıyız, İstanbul’a ve şehirlere ihanet ettik” değerlendirmesi ile somutlaşmış durumda kamuoyunda başlamış oldu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, Trabzon’da yaptığı bir konuşmada “Şehrimizin doğası bir cennet doğasıdır. Şehrimizin doğasına zarar verdik mi? Evet, verdik. Epey zamandan beri yaylalarımızdaki bu kaçak yapılaşmayı ortadan kaldırabilmek için her türlü riski alan ama gelecek nesillerimize güzel bir doğa bırakabilecek bir anlayışı gerçekleştirmek için her şeyi yapıyoruz”  ifadelerini kullandı.

Son günlerde ise gündemde, Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden Trabzon’un Çaykara ilçesindeki Uzungöl’de, kamu arazisinde bulunan yıkılacak tesislerin belirlendiği bilgisi var. Çaykara Belediye Başkanı Hanefi Tok yaptığı açıklamada,  “Tebliğlerin ardından yıkımlara başlanacağını belirterek, yılbaşına kadar da yıkımları gerçekleştirmeyi planladıklarını” ifade etti.

Bu yaşanan sürece bakarak, yaşananların AKP’nin çevre dostu politikaları merkezine aldığı için yaşandığını söylemek ise pek mümkün gözükmüyor.

‘Devletin Sert Yüzünü Gösterin’

İçişleri Bakanı Soylu’nun yönetim tarzı ve özellikle valilere “devletin sert yüzünü gösterin” yaklaşımında olduğu son dönemde basına da yansımış durumda. Zaten Soylu da, seçim bölgesinde böyle bir çalışmanın kendisi için bir “risk” olduğunu kabul ediyor.

İşte bu riskin arkasındaki temel etmen, “devletin otoritesini” tartıştırmamak. Yani AKP iktidarı, süreci doğayı korumaktan daha öte, “devletin otoritesine karşı gelerek devlet arazisine kaçak yapı yapılırsa orada iktidar gücü zayıflar” görüşü üzerinden kurguluyor. Kırlarda devlet arazilerinin devlete rağmen kullanılmasının yaygın bir tarz hale gelerek şehirlere de sıçrama ihtimalinden çekinen AKP iktidarı işte tam da bu noktada yaylalarda kaçak yapıları yıkma sürecini başlattı.

Bütün bunlar tabiki son zamanlarda yaşanan AKP’nin kendi seçmenleri dışında kalan seçmene, “yumuşak görüntü verme çabasından” bağımsız olarak da düşünülemez.

Yani, AKP  hem “devlet otoritesini sağlama alıyor” hem de doğa dostu bir görüntü vererek “saldırgan” imajını onararak 2019 sürecini kurgulamayı düşünüyor.

Önümüzdeki günlerde, kaçak yapılara karşı yıkım mücadelesinin daha da büyüyeceği söylenebilir. Hep birlikte göreceğiz…

Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla