Politika Seçkiler

Adalet Yürüyüşü’ne dair notlar ve okunması gereken 10 köşe yazısı

Fotoğraf: Ziya Köseoğlu

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Haziran’da başlattığı “Adalet Yürüyüşü” bir haftayı geride bıraktı. Yürüyüş, OHAL döneminde iyice pasifize edilen toplumsal muhalefeti diriltmesi ve referandumda HAYIR etrafında birleşen yurttaşların taleplerini yansıtması bakımından önemli olarak görülüyor. Zira, yürüyüş her ne kadar CHP öncülüğünde yürütülse de Adalet ve Demokrasi mücadelesi veren tüm kurumların ve kişilerin de destek verdiği bir süreç olduğu yorumları yapılmakta.

Adalet Yürüyüşüne dair yapılan bazı değerlendirmeleri, bütünlükçü bir şekilde sunabilmek adına Tahayyül.Net okuyucuları için derledik… 


Rıza Türmen – “Direnmek Haktır” (Cumhuriyet)

Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüş içine düştüğümüz karanlığı aydınlatan bir ışık oldu. “Büyük yürüyüş” halk desteğini aldığından, Türkiye’de yürütülen demokrasi mücadelesi bakımından bir dönüm noktası oluşturacak.

Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü her şeyden önce etik bir davranış. Türkiye’deki bütün adaletsizliklere ve baskı rejimine karşı bir protesto, bir direniş. Bir demokrasi talebi. Bu nedenle yürüyüşün sivil toplum örgütleri, bütün ezilenler, haksızlığa uğrayanlar tarafından desteklenmesi önemli. Yürüyüşün geniş bir toplumsal destek görmesi, toplumun üzerine çöken sessizlik ve umutsuzluk perdesinin de kalkmasına yol açıyor.


Güven Gürkan Öztan – “Adalet Yürüyüşü Adaletin Devamıdır” (BirGün)

Adalet yürüyüşünü hafife almak, onu itibarsızlaştırmaya çalışmak iktidar cenahının işidir, sol ve demokrat çevrelerin değil! Kılıçdaroğlu’nun ayakkabısı ile uğraşanlarla aynı seviyeye düşmemek gerek!

Şimdiden bu yürüyüşten çıkarılacak bir ders var. O da topu karşı sahaya taşımadan, atak yapmadan kazanamayacağımız gerçeği. Demokrasi kalesinin önünde baraj kurmak yetmiyor, faşizmin kalesine gol atmak zamanı!


Murat Yetkin – “Yürüyüş hükümeti rahatsız etti” (Hürriyet)

Kılıçdaroğlu’nun kalkıştığı eylem, evet bir sokak eylemi, ama olabilecek en pasifist şekilde ve belki de bu yönüyle belli kesimde sempati toplamaya başladı. Düşünün ki 69 yaşındaki bir kişi, her türlü sağlık riskini göze alarak, 23 gün boyunca günde 18-20 kilometreyi, her türlü saldırıya açık halde yürümeye başladı. Çoğu zaman tek başına elinde partisinin bayrağını değil, sadece “Adalet” yazılı bir döviz taşıyor. Erdoğan’ın halk içinde sempati toplaması bir şiir nedeniyle uydurma bir kararla hapse atılmasıyla olmuştu, unutmamak lazım.


Emre Kongar – “Kılıçdar Direniyor”  (Cumhuriyet)

Bu yürüyüşün önemi, yaratacağı sonuçlar kadar, bizatihi kendisinin, bu sahte demokrasinin , bu baskı yönetiminin tepkisel bir sonucu olmasından ve halkın beklentilerini, duygularını yansıtmasından kaynaklanmaktadır.
Sabrı tükenmiş bir halkın, “Bıçağın kemiğe dayandığı noktadaki” adalet arayışını ve demokrasi direnişini temsil ettiği için, anlamlıdır, önemlidir, sonuç verecektir ve de tarihe geçecektir!


Önder İşleyen – “HAYIR’dan Adalet Yürüyüşüne Nehir Artık Başka Yatakta Akıyor” (R-Komplex)

Adalet Yürüyüşü ile barikat ileriye kuruldu. Savunma ve geri çekilme halinde bu kuşatma adım adım ilerletilecekti. CHP, bu adımla kuşatma hamlesinin dışına çıktı, tersten de iktidarı kuşatacak bir karşı hamle gerçekleştirdi.

Adalet Yürüyüşü aynı zamanda HAYIR’ı yeniden mobilize etme ve iktidar cephesi karşısında geniş HAYIR cephesini dolaylı olarak bir araya getirdi.

CHP’nin bu süreci gelirken yaptıkları hatalar ya da bundan sonra izleyecekleri siyasetlere dair spekülasyonlar üzerinden bu eyleme yaklaşılması doğru değildir. Bu her şeyden önce eylemin kazandığı toplumsal hareket zeminini görmezden gelen ve bundan doğan gerçek anlamını ıskalayan bir yaklaşımdır.


Murat Sevinç – “Yaşadığımıza şükreder halde olmak, ‘kaderimiz’ değil” – (Diken)

Bu yürüyüş tarihi öneme sahip ve CHP’nin uzun süredir gerçekleştirdiği en etkili eylem. Yıllar sonra Türkiye üzerine yazanlar açısından önemli dönüm noktalarından biri olarak anılacak.

Ana muhalefet partisinin, Başkent’ten İstanbul’a ‘Adalet’sloganıyla yürümesi, tam da günümüzün büyük gereksinimi ve siyaset araçlarından biri olan ‘etkili barışçıl eylem’ örneği sunması açısından çok değerli.

Türkiye’de herkesin bir diğerine yöneltebileceği makul bir ‘Neden?’ sorusu olduğunu hatırdan çıkarmayıp eleştirilerin eylemi değersizleştirmesine izin vermemeli. Hazır, uzun süre sonra ilk kez ‘Sonunda bir şey yapılıyor’ duygusu yaşıyorken.


Soli Özel – Yürümek (HaberTürk) 

1970’lerin başından bu yana çeşitli gelgitler, bu durumun gevşediği, kötüleştiği, artık bitti o günler denilen dönemler yaşandı. Şimdilerde, yürümek yine bir özgürlük arayışına tekabül ettiğinden ancak müsamahaya mazhar olanların yapabildikleri bir eylem haline geldi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun “adalet” peşinde başlattığı yürüyüş bu nedenle adaletin yanı sıra özgürlüğün de peşinden gidilen bir eylem diye görülmeli.


Erol Katırcıoğlu – “Adalet Yürüyüşü ve seküler kesim siyaseti”  (Artı Gerçek) 

Adalet yürüyüşü CHP’yi bir devlet partisi olmaktan çıkarıp gerçek anlamda iktidara da talip bir muhalefet partisi haline getirebilir. Böyle bir potansiyeli vardır. Özellikle eğer bu yürüyüş, ülkede demokratların, solcuların ve Kürtlerin yasal partisi olan HDP’nin tutuklu milletvekillerine karşı yapılan-aslında bunda kendi payının da olduğu- haksızlıkları ve adaletsizlikleri de kapsayacak bir yöne doğru evrilirse bu başarılabilir.


Ali Sirmen – “Direnme hakkı lütuf değil”  (Cumhuriyet)

Reis rejimi Adalet Yürüyüşü’nü kaçınılmaz kılan bütün öğeleri bir araya getirip diğer bütün çıkış ve hak arayış kapılarını kapatıp bütün demokratik denetim mekanizmalarını kadük hale getirerek, yürüyüşün baş hazırlayıcısı oldu.
Kılıçdaroğlu’na kalan tek şey, demokratik direnme hakkını kullanma iradesiyle yollara düşmekti. Başka türlü davranmasına da zaten imkân yoktu.


Sevilay Çelenk – “Adalet Yürüyüşü ve tenezzül edilen şeyler”  (Gazete Duvar)

Kasketi ve elinde taşıdığı “adalet” yazılı döviziyle, sabırlı bir yürüyüşü, “olabilir mi böyle bir şey”den daha ağır bir cümle kurmaksızın sürdüren Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar sosyal medyada. “Alayı birden” hem de! Yürüyüşün ve Kılıçdaroğlu’nun sadeliğini vurgulamam, bu eylemi veya liderini hafife aldığımdan değil. Gücünü ve etkisini tam da bu sadelikten alıyor bu yürüyüş. CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun, işler bu noktaya varıncaya dek yaptıklarını ya da yapmadıklarını tartışmak ve eleştirmekten vazgeçmeden destekliyorum bu yürüyüşü. Desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.


Yazar Hakkında

Tahayyül

Akademiden, sendikalardan, basın camiasından, siyasi örgütlerden ilerici mücadele veren herkese sözünü söyleme imkanı vermeye çalışır. Toplumda söz söylemesi gereken ancak geleneksel medyada kendisine yer bulamayan tüm dezavantajlı kesimlerin sözlerini örgütleme amacı taşıyan bir mecradır.

Yorum Ekle

Yorum Yazmak İçin Tıkla